
Arkadaşlarım, bu yazıyı asıl yazma sebebim bildiğiniz gibi bazı arkadaşlarımızın ailevi durumu, herkese bir yararı dokunacağına inandığım için, okumanızı istedim.
Yu-Gi-Oh! dediğimiz, ve çok sevdiğimiz bu oyun, ailelerin, oynamayan diğer kardeşlerimizin gözünde genel olarak kötü bir üne sahip bildiğiniz gibi. Bu yazıda, tüm bu önyargıları, saptırmadan, oyunun gerçekten ne olduğunu anlatarak ifade etmeye çalıştım, umarım herkese yararlı olur.
Bu sefer ciddi bir konu olduğu için fazla cıvımayacağım.
Sanıyorumki, forumdaki pek çok kişi arkadaşlar, Ygo ile aileleri arasında bir sorun var. Aslında bu yazıyı yazma sebebim de bu, yani bir kısmınız ailesi oynamanızı, yada kartlara para harcamanızı istemiyor muhtemelen. Bu yazıda, tüm anne-babalara, çocuklarının Yu-Gi-Oh! ismini verdiğimiz güzide oyunu oynamasını isteyen yada oynamamasını isteyen tüm anne-babalara seslenmek istiyorum. Bildiğiniz gibi daha önce de bana böyle sorular gelmişti ”ne yapabilirim”, ”ben oynamasını pek istemiyorum ama oğlum/kızım istemiyor”, ”Umut Abi annemle ve babamla bir konuşur musun” gibi ve benzeri. Bu konu hakkında son ve kesin bir yazı yazmaya karar verdim. Çünkü insanların artık, bu oyunun tam olarak ne olduğunu anlamasını diliyorum. İnanıyorum ki, herkes bu yazıdan kendine birşey çıkarabilecektir. Sonuçta burda, bu yazı sonucunda benim için önemli olan, anlanılmasıdır. Tüm ailelere, oğlunun oynamasını isteyen yada istemeyen herkesin okumasını rica ediyorum.
”Sevgili anne-babalar, aile büyükleri. Kısacası, Yu-Gi-Oh! Trading Card Game – Offical Card Game adındaki oyunu sevgiyle oynayan tüm küçük kardeşlerimin, büyüklerimin aileleri. Size basit bir soru sormak istiyorum… Çocuğunuzun, evladınızın, hayatında başarılı olması, onun için en çok istediğiniz şey değil mi? Onun iyi bir işe sahip olması, mutlu bir ailesi olması kısacası iyi ve huzurlu bir hayatı olması, sanırım evladınız ile ilgili en büyük hayalinizdir. Bunun yolunun neden geçtiğinide bilirsiniz, iyi bir eğitimden. Ancak, bu sadece okul eğitimimidir? Hayır tabii ki, her anlamda eğitimdir, ailevi eğitim olsun, dini eğitim olsun, kişilik eğitimi olsun. Konumuzun bunla ne alakası var derseniz, aslında alakası yok, konumuz tamamen bu zaten. Bu oyun, başlı başına bir eğitim ve eğlence aracıdır sevgili büyükler. Bunun nasıl olduğunu detaylı bir şekilde hepinize açıklayacağım. Öncelikle oyunumuzun tarihine ve ortaya çıkma şekline kısacası bir bakalım.
1996 yılında, yani ben daha ekmeğe mama derken, Kazuki Takahashi adındaki Japonyalı bir çizer, bir manga olarak yani çizgi roman olarak bu oyunun ilk ortaya çıkışına imza attı. Oyun zamanla büyüdü ve gelişti, bir tür fenomen haline geldi Japonya’da, 98 yılında animesi yani çizgi dizisi yapıldı, aynı sene yine Japonya’da kart oyunu ortaya çıktı, 2002 senesinde de bu oyun tüm dunyaya açıldı. 8 senedir hala oynanıyor, ve şu an dünyanın en popüler, en beğenilen ve en sevilen kart oyunu durumunda. Pek çok aile, bu oyunun çocuklarının oynamasını destekliyor. Çünkü düşünün, bu oyun bir nevi hobi zaten, alışkanlık. Kafada bir düşünsek, oğlunuzun / kızınızın, sigara, alkol ve bunlara benzer alışkanlıkları olmasını mı istersiniz, yoksa eğiti ve eğlenceli bir oyunnu oynamaları mı? Yani cevap açık sanırım. Kötü alışkanlıklar yerine, hem eğlendirebilen, hem de çok eğlendirebilen, hem de bir çok açıdan oldukça öğretici olabilen bir oyundur. Şimdi bu nasıl oluyor derseniz, en mantıklı şekilde açıklamak istiyorum. Öncelikle gördünüz mü bilmiyorum ama, oyunumuzdaki kartlar İngilizce, oyun, ülkemizde çok fazla gelişmediği için Türkçe versiyonları hazırlanmadı, hatta bu iyide diğebiliriz. Çünkü, bu oyun sayesinde İngilizce’sini büyük ölçüde geliştiren en az 10 kişi sayabilirim size. En basitinden, size kendimi örnek gösterebilirim, bir zamanlar, nasıl diyim 7. sınıfa kadar, İngilizce’m benim genellikle not olarak 2′nin 3′ün üstüne hiç çıktığı olmazdı, kısacası ilgilenmezdim, ancak bir süre sonra gereğini anladım tabii, kimi bilmediğin ifadeyi ve aksanı, bu oyunu oynamaya başladığımdan beri öğrendim ve en iyi şekilde anladım, Grammer olayına çok katkısı bulundu diyebilirim yani pek çok kişi için bu oyunun, bu bir İngiliz’de olsa böyledir, Alman’da olsa. He tabii, şu an bildiğim tüm İngilizceyi oyun sayesinde öğrendim diyemem, doğru olmaz, ancak bana dili kolaylaştıran ve zevkli bir şekilde öğreten yegâne sebeptir bu oyun. Ayrıca, oyunda kullanılan terimler, bazı özel terimler olduğu için kimi Amerikalı yada İngiliz’in bile bilemeyeceği kelimeler içeriyor, bu da, genel kültürün yüksekliğini gösterir. Genel kültür demişken, bununda katkılarını söylemeden edemeyeceğim. Hem dil hem bilgi açısından olsun, bu kart oyunu pek çok şey kattı oynayan kişilere. Örnek vermek gerekirse, oyunumuzdaki kartlardan bazıları, tarihteki kişilerden ve efsanelerden yola çıkarak yapılmış durumda, yani genel kültür olarak, insan bunları araştırmak istersen, kendine büyük bir katkı sağlayabiliyor. Sadece bu kadar da değil, oyunumuz, matematik içinde yardımcı. Nasıl derseniz eğer, oyunumuzda ”Yaşam Puanları” denilen bir sistem var, oyunun kaybedilip kazanılmasının genel olarak bağlı olduğu sistemdir bu. Yaşam puanı ilk 0′lanan oyuncu, oyunu kaybetmiştir, ancak aldığı eğlence, kaybetmesini önemsiz kılar. Oyunmuzun amacıda bu zaten, eğlenmek ve öğrenmek. Neyse, yaşam puanı sistemi biraz karışıktır, yüksek bir aritmetik yeteneği gerektirir. Hesaplama becerisi, katlarını alabime, katlarına bölemilme, kökünü alabilme, olasılık ihtimali gibi bir kısım matematiksel beceriyi geliştirir. Ve bunlar yoksa, kişi oyunu oynamakta eper zorluk çeker, çünkü her oynayacağı sıra bunları bilmesi gerekir, düzgün ve tam anlamıyla oynayabilmesi için gerekli olan önemli etkenlerdir. Eh, sürekli tekrarlayacağı ve kullanacağı içinde iyi bir şekilde aritmetiğede katkısı yüksektir.
En önemli kısma geldik diyebiliriz oyunmuzun kattıkları ile, beyin ve zekâ gelişimi. Şaşırabilirsiniz, ancak oyunumuzun en fazla katkıda bulunduğu şey zekâ gelişimidir. Satranç gibi aynen kısacası. Ben uzun bir süre satranç da oynadım, 5-6 yıl civarı, hala da fırsat buldukça oynarım. Ancak ona pek gerek olmuyor açıkcası bu oyun varken. En az satranç kadar zekâ, düşünme ve strateji kurma, yetenek gelişimi ve bunlara benzer yine bazı şeylere çok büyük bir şekilde yardımcı olan bir oyun, Yu-Gi-Oh!. Çünkü, oyunumuzun en önemli 3 etkeni, sabır, yetenek ve düşünmedir. Satranç gibi aynen, düşünmeyi, strateji kurarak, rakibinin ne yapacağını sezmeye çalışarak, yapması gereken hamleyi düşünerek, zor durumlardan kurtulmak için zekâsını ve kendine inancını kullanarak, kısacası pek çok açıdan geliştirebilme yeteneğine sahip. Sabır ise, rakibini bekleyerek, beklerken oyunun devamında ne yapabileceğini düşünerek bunu icra edebilmek. Yetenek ise… İşte onu geliştirmek tamamen kişiye mahsus birşey.
He, sanırım bazılarınız çevreden duyumlarından dolayı kafasında karışıklıklar var. Bunlarıda açıklamak isterim. Kimi bazı aileler, oyunu kumar olarak görüyorlar duyduğum kadarıyla. Açıkcası bu yanlış. Evet, bir kart oyunu, ancak kart oyunlarının özü kumar değildir, belirttiğim gibi eğlenmektir. Yani bu oyunla kahvehanelerde oynana iskambil arasında dağlar kadar fark var, tek benzerlikleri, ikisinin de kartlarla oynanması o kadar.
Oyunumuzla ilgili, oyunun yayımcıları ve yapımcıları sıklıkla turnuva düzenlerler. Türkiye’de de elden geldiğince işte, turnuvaların sonunda ödül vardır, ancak bunun kumarla bir alakası yoktur. Kazanan, sabreden, düşünen, yetenek sahibinin, oyunu oynamasına bilen ve kendine en çok güvenen kişiye verilen, başarısından dolayı bir ödüldür bu. ”5 milyon koyuyoz kim kazanırsa o alır lan tamam mı?” tarzı birşey değil kısacası.
Kart alma durumundan sözetmek gerekirse, şimdi yazının başından beri yaptığım şekilde, burda da açık konuşmak en doğrusu. Ülkemizdeki kart fiyatları oldukça pahalı, orta halli bir aile için ”lüks” denilebilecek fiyatlarda üstelik. Bunun nedeni, kartların, dediğim gibi oyun ülkemizde gelişmediği için dışarıdan ithal ediliyor, kartların buraya gelirken, gümrük fiyatları, yüksek vergiler gibi pek çok ücrete tabii tutulması. Amerika gibi, Italya gibi ülkelerde ise, kart fiyatları, bizim bir pakete verdiğimiz fiyatların 2-3 katı daha aşağı fiyata satılıyor. Yani durum bize özel diyebiliriz. He, zaten illa oyunu oynamak için gerçekten kart sahibi olmak da gerekmez, yani zorunlu birşey değil sevgili veliler. Ancak bu yüksek fiyatları kırmanın da bir yolu var. Öncelikle sitemizin kart mağazası var, bilenleriniz vardır belki, kartların fiyatları, toplu alınınca oldukça düşük bir ücrete geliyor. Mağazalarda 55 YTL’ye satılan ürünler, site mağazasında 26 YTL gibi, fiyatının yarısı bir ücretle mevcut. Ayrıca mağazaların şu an bazı kampanyaları var fiyatlarla ve ücretlerle ilgili, onlarıda unutmamak gerekir tabii. Zaten illa alınması gerekmesede almak istetenler olursa en uygun bu şekilde elde edilebilirler.
He, herşey çok iyi, çok güzel bir şekilde mi dersek, kötü yanı yok mu dersek, evet diyemeyiz pek. Oyunumuzun sahip olduğu en kötü yanı sevgili aileler, biraz fazla alışkanlık olmasıdır. Yani insanı kendine çeker oldukça fazla. Bunun nedeni de dediğim gibi çok eğlenceli ve zevkli olmasından dolayıdır. Ancak eğer kişi kendini kontrol edebiliyorsa, bunun bir sorun olacağını hiç zannetmiyorum.
Peki siz oynamasını hiç istemiyorsanız bunu nasıl karşılamalıyız? Öncelikle neden istemediğimize bakmalıyız, eğer bunun çözümü varsa, izin verilmelidir diye düşünüyorum. Bu şey gibidir, bildiğiniz gibi, insanlar sevmedikleri işleri, davranışları yapmaktan hiç hoşnut olmazlar. Bu da böyledir, bir genç, dil bölümünü seçmek istiyordur üniversite için mesela, ama ilesi, onun tıp fakültesine girmesini istemektedir, daha rahat bir hayatı, daha başarlı olabileceğini düşündüğü için. Ama bu yanlıştır, evet her aile, her anne-baba, çocuğunun iyiliğini ve huzurunu ister önceden de belirttiğim gibi. Ancak bu zorlamayla olmaz maalesef, bu düşüncelere saygıyla ve anlayışla olur, kişiye özgürlüğünü tanımayla olur. Böyle yapılırsa eğer, kontrolden çıktığı zaman tekrar kontrole almak çok daha kolaylaşır. Yani insanları zorlayarak birşey yaptırısanız, istediğiniz verimi ve başarıyı maalesef alamazsınız, o gence istediği bölümü seçtirmezseniz, hayatında rahat olamaz, çünkü en başta sevdiği, zevk duyduğu şeyi yapmadığı için mutlu olamaz. Ve o mutlu olamaz düzgün bir hayata sahip olamaz.
Bir düşüncede bunun bir çocuk oyunu, küçük yaştakilerin ilgileneceği düşünüldüğü birşey olmasıdır. Bu bir çocuk oyunu değildir, aksine, bakın ben 17 yaşındayım, hala oynuyorum zevkle, ve bu beni mutlu ediyor, ben oturup her gün anime yani çizgi dizi de izleyen bir insanım, ama bunları yapıyorum diye çocuk muamelesi görmem yanlış olur. Herşey her yaşa göre değildir tabii, ama bu oyun öyledir, bakın sitemizde olsun, tanıdığımız olsun, 25 yaşında, 28, yaşında, 24 yaşında pek çok abimiz var. Evlenmiş bile olmalarına rağmen hala, bunaldıklarında ve sıkıldıklarında, zevkle ve keyifle bu oyunu oynuyorlar. Çünkü bu oyun her yaşa hitap ediyor ve 7′den 70′şe bir sevgi. Yani herkesin oynamaya hakkı vardır, bu yapılana çocuk damgası vurmak ise, önyargıyla yaklaşmak ve kitabı kapağına bakıp değerlendirmek gibidir.
Sevgili aileler, çocuklar ve bu yazıyı okumuş olan herkes. Bu yazı boyunca size tek birşey değil aslında birkaç şey anlatmaya çalıştım, ana odak noktası ise oyun hakkında size detaylı şekilde bilgi vermekdi. Sanırım bunu yaptım, ve bundna dolayı mutluyum. Umarım herkes ne demek istediğimi anlamıştır. Kalpleri, insanları kırarak değil, mutlu ederek birşeyler yapmak hep daha iyisidir. Hepinize çok teşekkür ediyorum, saygılarımla.
Bu değerli makalesini bizimle paylaştığı için yugiohturke ve Umut G. B.’ye teşekkür ediyorum.


Son Yorumlar